collapse collapse
xx PIR SULTAN ABDAL DERNEGI GENCLIK KAMPI DUZENLIYOR | 07 Tem 10
00:37:14 Gönderen: mart12 | Görüntülenme: 581 | Yorumlar: 0

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 11. Olağan Genel Kurulunda, Gençlerimize yönelik eğitim-örgütlenme ağırlığı olan yaz kampı organize edilmesi yönünde tavsiye kararı alınmıştır.

Alının bu karar doğrultusunda planlama ve organizasyon çalışması yapılmış ve kampın 31 Ağustos 2010 – 05 Eylül 2010 ( 5 gece – 6 gündüz ) tarihleri arasında İzmir Gümüldür Denizatı Otelde yapılması kararlaştırılmıştır. Kamp ile ilgili bilgiler ve şubelerimizin yükümlülükleri aşağıda belirtilmiştir.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gençlerimize yönelik eğitim-örgütlenme ağırlığı olan yaz kampı düzenliyor.

 

Gençlik kampının 31 Ağustos 2010 – 05 Eylül 2010 ( 5 gece – 6 gündüz ) tarihleri arasında İzmir Gümüldür Denizatı Otelde yapılacaktır.

Gençlik Kampının bir günlük ücreti 40 TL dir. Bir genç için 5 gece üzerinden toplam ücret her şey dahil 200 TL dir.

Gençlik kampına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şubeleri aracılığı ile katılımcı tespit edilecek. Kamp, çok sayıda gencin katılımına açık olacaktır.

Gençlik kampına 16 yaşından büyük olması sağlanacak olup, gençlerin alevi-bektaşi kültürü ile barışık olması ile hedefleniyor.

Kamp boyunca konserler, söyleşiler ve eğitim çalışmaları olacak, gençlerin katılımı amaçlanan aktiviteler gerçekleştirilecektir.


Çalışmalarınızda etkin başarılar dileriz.


Ayrıntılı bilgi-iletişim
0 505 359 12 62
Umut Y GÖÇ


* Facebook Gurbumuz


*               Canli Radyo


* Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Yol Tv izle


* Roj Tv izle


* anket

  • BUGÜN SECIM OLSA OYUNUZU HANGI PARTIYE VERIRDINIZ?
  • Nokta BDP(DTP)
  • 12 (22%)
  • Nokta AKP
  • 2 (3%)
  • Nokta CHP
  • 16 (30%)
  • Nokta EMEP
  • 1 (1%)
  • Nokta TDH (SARIGÜL)
  • 6 (11%)
  • Nokta EDP VE CATI GIRISIMI
  • 7 (13%)
  • Nokta MHP
  • 0 (0%)
  • Nokta DYP
  • 0 (0%)
  • Nokta ÖDP
  • 1 (1%)
  • Nokta TKP
  • 2 (3%)
  • Nokta HIC BIRINE VERMEM
  • 4 (7%)
  • Nokta ESP
  • 2 (3%)
  • Toplam Oy Verenler: 51
  • Konuyu Görüntüle

* Kimler Çevrimiçi

  • Nokta Ziyaretçi: 1
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

*     İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 151
  • stats Toplam İleti: 1751
  • stats Toplam Konu: 1471
  • stats Toplam Kategori: 19
  • stats Toplam Bölüm: 148
  • stats En çok çevrim içi: 49

* en son vizyon filmler


* Hızlı Arama



* son üyeler


* Alevi Forum


* anket

  • HANGI TV KANALINI GENELDE NIZLIYORSUNUZ?
  • Nokta DEM TV
  • 0 (0%)
  • Nokta CEM TV
  • 5 (21%)
  • Nokta SU TV
  • 3 (13%)
  • Nokta EKIN TV
  • 0 (0%)
  • Nokta YOL TV
  • 10 (43%)
  • Nokta ROJ TV
  • 3 (13%)
  • Nokta HALK TV
  • 0 (0%)
  • Nokta NTV
  • 2 (8%)
  • Nokta DIGERLERI
  • 0 (0%)
  • Nokta HAYAT TV
  • 0 (0%)
  • Toplam Oy Verenler: 21
  • Konuyu Görüntüle

* en cok okunan ve populer konular


* Son Dakika Haber


* DERSIM HABER


* dünyada ne oluyor



* PIR SULTAN ABDALIN IZINDEYIZ


* sözlük


Ingilizce Almanca Türkçe Sözlük
Kelime:
Sözlük:
© www.sozluk.web.tr

* ALEVILERIN SESI

ALEVILERIN YENI SESI -ALEVI GENCLIK HAREKETI- Almanyada,Hollandada ,Isvicrede,Amerikada,Ingilterede,Fransada,Kanadada,Belcikada,Avusturyada,Avusturalyada ve nihayetinde Türkiyede örgütlendi ve örgütleniyor Aleviler artik sahipsiz degil Alevilerin bir hareketi var artik


BlogYardım


* ALEVI GENCLIK HAREKETI

ALEVI GENCLIK HAREKETI SAFLARINDA ÖRGÜTLEN




xx OLMADI BAS BAKAN OLMADI... | 02 Eyl 10
23:06:05 Gönderen: mart12 | Görüntülenme: 3 | Yorumlar: 0

Oral ÇALIŞLAR / Radikal

(...) Başbakan Erdoğan, Seyfi Oktay’ın, Alevi dedesi olduğu için bu atamalarda rol oynadığını mı söylemek istiyor?  Bu tutumun insan hakları literatüründeki karşılığı ‘ayrımcılık’tır. Bir kişiye, aidiyeti nedeniyle suçlamalarda bulunmak, bir insan hakkı ihlalidir....Böyle bir iddiayı en hafif deyimiyle ‘ayıp’ olarak nitelendiriyorum. Yargıtay’da Sünniler dışında kimse olamaz mı? Aleviler bin yıldır dışlanan bir mezhebin mensupları. Dini bağnazlık onları yıllarca baskı altında tuttu, her yerlerden dışladı...

Halktan oy istenilen dönemler, demokrasinin en güzel dönemleridir.

Halkın diğer dönemlere oranla daha fazla ‘kadraja girdiği’, ülkenin geleceğinin halkın tercihine bağlı olduğu yönündeki görüşlerin anlamlı bir zemin kazanabildiği dönemlerdir. “Siyasetçilerin düşünme yeteneğine sahip olmadıkları iddiası haksızdır; her siyasetçi önündeki seçimleri düşünür” sözü, boşuna söylenmemiştir.

Demokrasi ve halk gibi kavramlara biraz olsun anlam yükleyenlerin miting meydanlarına sempatiyle bakmaları, bu bağlamda normal. Ağustos sıcağında halkı ikna etmeye çalışan parti liderlerinin halkın ayağına giderek onlara vaadlerde bulunmaları, ‘çok partili sistem’in çıplak gözle görülebilen avantajları ve güzellikleri arasında.

Bütün bunlara rağmen, miting meydanlarında yaşananları incelediğinizde, doğal olarak,
hoşunuza gitmeyen şeylerle de karşılaşırsınız. Örneğin şu anki referandum kampanyasında, oy uğruna yaptıkları konuşmalara bakınca bazı siyasetçilerin zaman zaman akıllarının başlarından gittiği hissine kapılıyorum.

***

Başbakan, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun atamalarında rol oynadığı iddiası soruşturmalara konu olan Seyfi Oktay’a yönelik şunları söyledi: “Dedelerden (Alevi dedesi de olan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ı kastediyor) talimat alarak atamalar yapma dönemi bitiyor. Sıkıntı burada.”

Başbakan Erdoğan, Seyfi Oktay’ın, Alevi dedesi olduğu için bu atamalarda rol oynadığını mı söylemek istiyor? Bu tutumun insan hakları literatüründeki karşılığı ‘ayrımcılık’tır. Bir kişiye, aidiyeti nedeniyle suçlamalarda bulunmak, bir insan hakkı ihlalidir.

Seyfi Oktay’la telefon konuşmaları basına yansıyan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek arasında ‘dede-talip’ ilişkisi mi var ki, Başbakan böyle bir suçlamada bulunuyor. Bu suçlamanın arkasında ‘Yüksek yargıya Aleviler dolduruldu’ iddiasını da görmek mümkün. Zaten böyle söyleyenler ve böyle yazı yazanlar da oldu.

Böyle bir iddiayı en hafif deyimiyle ‘ayıp’ olarak nitelendiriyorum. Yargıtay’da Sünniler dışında kimse olamaz mı? Aleviler bin yıldır dışlanan bir mezhebin mensupları. Dini bağnazlık onları yıllarca baskı altında tuttu, her yerlerden dışladı. Diyelim ki, bir dönemde de onların bir kısmı (doğru olup olmadığını da tam bilmiyoruz) bir dayanışma sağlayarak bazı atama olanakları elde ettiler. Sünni çoğunluğa mensup bir siyaset insanın böyle konuşması kabul edilebilir mi?

***

Başbakanın ‘Genel Af’ konusunda Kemal Kılıçdaroğlu ile girdiği polemiği ve üslubunu da onaylamadığımı ifade etmek istiyorum. Bildiğimiz gibi, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ‘utangaç’ denecek bir yumuşaklıkla, PKK’nın  silahı bırakması halinde bir ‘Genel Af’ çıkarabileceklerini söylemişti.

Başbakan’ın tepkisi şu şekilde oldu:

“Biliyorsunuz sılayı rahim (akraba ziyareti) diye bir şey var. Sayın Kılıçdaroğlu, sılayı rahim yapmakla güzel bir şey yapmış bundan dolayı kendisini kutlarım. Bütün mesele sonraki süreç. İfade edilen şey genel af meselesi.. Genel af yetkin var mı? Bu şehitlerimizin anneleri, babaları, kardeşleri, onun, sen feryadını kulak ardı edebilir misin? Böyle bir hakkı ben kendimde göremiyorum. Bir defa bu tür bir genel affa ilk defa ben karşı çıkarım. Böyle bir yetkiyi kendimde görmüyorum. Nasıl böyle bir şey söylersin bu yetkiyi kim verdi? Düşünce, fikir suçu, bunu konuşmak başka ama bunun içine katilleri, teröristleri paketlemeye kalkarsanız başka bir şey.’’

Bu konuşmanın içinde, Kılıçdaroğlu’nun kökenine (ve dolayısıyla Alevilik konusuna da) belirgin bir gönderme var. ‘Tuncelilisin, şimdi gittin oralara, kim olduğunu biliyoruz’ şeklinde deşifre edilebilecek olan ifadeler göze çarpıyor.

Yani dışlayıcı, ayrımcı ve ‘kökenci’ yaklaşım, bu noktada da sürüyor.

***

Bence bundan daha önemli olansa, Başbakan’ın af konusuna yaklaşımı. PKK’lıları dağdan nasıl indireceksin? Sırf silah yoluyla PKK sorununun çözülemeyeceğini defalarca dile getiren Başbakan, muhalefetten gelen af konusundaki zayıf çıkışı bile tepkiyle karşılayarak neyi amaçlıyor olabilir?

‘Kürt Açılımı’nın şu aşamadaki en önemli hedefi, PKK’nın silahsızlandırılması ve dağdan indirilmesi. Çoğu hesap buna göre yapılıyor. Dağdaki insanı ‘silahı bırak, gel teslim ol, ondan sonra ömür boyu hapiste yatacaksın’ diye ikna etme fikri, ciddiye alınabilecek bir fikir değildir. Bu gerçeğin en çok farkında olması gereken kişilerden biri de Başbakanın kendisidir.

Kürt sorununda çözüm için toplumsal uzlaşmanın taşıdığı önemi hepimiz vurguluyoruz. Toplumun ikna edilme sürecinde, ana muhalefet partisi ile diyaloğun taşıdığı önemi uzun uzun anlatmaya gerek yok. Kılıçdaroğlu’nun,

CHP’lilerin bile kabul etmesi zor olan bir noktada, çekingen de olsa bir çıkış yapmış
olması gerçekten de önemli. Başbakan, bunu bir imkân olarak değerlendirebilecekken,
toplumdaki milliyetçi duyguları körüklemeyi, uzlaşma ihtimalini zorlaştıracak bir üslup kullanmayı tercih ediyor.

Hepimiz biliyoruz ki,-Başbakan’ın da bu konuda yeterli farkındalığa sahip olduğunu varsayıyorum- silahların bırakılması, ancak bir af adımı ile paralel olarak mümkündür. Şimdiden bu konuda toplumu olumsuz yönde şartlandırmak, yanlıştır, çözüm konusunda inisiyatif kırıcıdır.

Radikal - 31.08.2010


xx BARBARLIK....Türk ordusu kimyasal kullandı | 14 Ağu 10
12:05:23 Gönderen: mart12 | Görüntülenme: 19 | Yorumlar: 0

14 Agustos 2010
Yeni_Özgür_Politika   
Der Spigel, Die Tageszeitung ve Junge Welt, Türk ordusunun Kürt gerillalara karşı kimyasal silah kullanmasını nihayet haber konusu yaptı. Alman hükümetini eleştiren siyasetçiler ve uzmanlar, konunun üzerine gidilmesi gerektiğini söyledi.türk ordusunun, Kürt gerillalara karşı kimyasal silah kullanması, Alman basınında geniş yankı buldu. Haberler üzerine bazı parti ve uzmanlar, konunun Birleşmiş Milletler’ce incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Die Tageszeitung’un haberine göre, Alman Sol Parti yetkilileri, Sosyaldemokratlar ve Yeşiller, Türk Hükümeti’nden, suçlamaları bağımsız bir komisyonun araştırmasını kabul etmesini istedi. “Gerillalara karşı kimyasal silah kullanılıyor” iddialarının uluslararası bir komisyonca incelenmesini isteyen Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, “Bu iddianın uluslararası bir komisyon tarafından incelenmesi ivedilikle önemlidir. Türkiye hükümeti bunu engellememelidir” diye konuştu.

Die Tageszeitung Türk ordusunun geçen yıl sonbahar aylarında yapılan operasyonlarda 8 HPG gerillasına karşı kimyasal silah kullandığı haberini vermişti. Gazete, kimlikleri tanınamayacak biçimde zedelenmiş olan cesetlerin fotoğraflarını Hamburg Üniversite Kliniği’ne incelenmek üzere aktarıldığını ve Klinik’te yapılan inceleme sonucunda “kimyasal maddelerin kullanılmış olması büyük olasılık” raporunun verildiğini belirtiyor. Gazete ayrıca, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın haberi yalanladığını ve operasyonun ayrıntıları ile cesetler üzerinde yapılan otopsi sonuçlarını gazeteye vermeyi reddettiğini belirtiyor.

Bu skandalın ortaya çıkmasında büyük emeği olan Almanya Parlamentosu Sol Parti Milletvekili ve Avrupa Konseyi üyesi Andrej Hunko ise gazeteye yaptığı açıklamada, Alman Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’yi Den Haag’taki Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü’ne (Exekutivrat der Organisation für das Verbot Chemischer Waffen- OPCW) şikayet etmesini istiyor.

Almanya Parlamentosu Milletvekili ve Avrupa Konseyi üyesi Andrej Hunko (Die Linke), sosyolog-yazar Martin Dozler ve insan hakları savunucusu, tarihçi Michael Knapp, geçtiğimiz günlerde konu ile ilgili olarak Berlin Demokrasi Evi’nde (Haus der Demokratie in Berlin) “Savaş Suçları ve Türk Ordusunun Kullandığı Kimyasal Silahlar” başlıklı basın toplantısı düzenlemişti.

Türkiye kimyasal silahla öldürdü

Der Spiegel dergisi de “Türkiye, Kürtleri kimyasal silahlarla öldürdü” başlıklı haberinde, Eylül 2009’da bir çatışmada yaşamını yitiren gerilla cenazelerinin parçalanmış cesetlerinin fotoğraflarına yer vererek, “zulmün en kötüsü” ibaresini kullandı. Haberde fotoğrafların Türkiye’deki insan hakları örgütleri tarafından Mart ayında gazeteci ve Sol Parti (Die Linke) siyasetçilerinden oluşan bir Alman İnsan Hakları heyetine verildiği belirtildi. 
Gazete, Hans Baumann adlı bir uzmanın resimlerin gerçek olup olmadığına dair araştırma yaptığını kaydeden Der Spiegel, resimlerin gerçek olduğunu ve Hamburg Üniversitesi Hastanesi’nin gerillaların büyük bir olasılıkla kimyasal silahla vurulduğuna dair raporuna yer verdiğini yazdı.

Der Spiegel Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth’un Türkiye’nin bu konuya açıklık getirmesi konusundaki talebinden başka CDU Milletvekili Ruprecht Polenz’in görüşlerine de yer veriyor.

Dergiye konuşan CDU Milletvekili Ruprecht Polenz de, Türkiye’nin olaya açıklık getirmesi gerektiğini belirterek, ancak bunun en iyi yolunun uluslararası bir araştırma yapmak olduğunu kaydetti.

Federal Parlamento’nun Silahsızlanma ve Silahlanma Kontrol Komisyonu Başkanı SPD’li Uta Zapf da benzer bir eleştiride bulunarak, “Konu en kısa zamanda aydınlığa kavuşturulmalıdır, çünkü iddialar BM hukukunun çiğnendiğine işaret etmektedir” dedi. Zapf, Federal Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’den, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü’nün bir araştırma yapmasını sağlamasını isteyeceğini belirtti. Bu örgüt, Türkiye’nin de imzalayarak kabul ettiği Kimyasal Silah Konvansiyonu’na uyulup uyulmadığını kontrol etmekte.

Alman hükümetlerine eleştiri

Nükleer Savaşları Engellemek İçin Doktorlar Birliği üyesi ve Türkiye uzmanı Gisela Penteker ile Berlin Transatlantik Güvenlik Enstitüsü’nden Otfried Nassauer de Die Tageszeitung’a konuştu. Nükleer Savaşları Engellemek İçin Doktorlar Birliği üyesi ve Türkiye uzmanı Gisela Penteker, Türkiye’nin böylesi suçlamaları bir egemenlik sorunu haline getirdiğini vurgulayarak, “yaklaşık 14 yıldan bu yana söz konusu iddiaları dile getirmekteyiz, ancak maalesef bugüne kadar Türkiye’ye karşı diplomatik bir baskı hiç uygulanmadı” dedi ve Alman hükümetini kayıtsız kalmakla suçladı.

Berlin Transatlantik Güvenlik Enstitüsü’nden Otfried Nassauer ise, böylesi iddiaları ifade ederken dikkatli olunması gerektiği, ancak Türkiye’nin de Kürtlere karşı hiç de yumuşak davranmadığını herkesin bildiğini söyledi. Nassauer’in çalıştığı Enstitü, 1988 yılında gerçekleşen Halepçe Katliamı’nın resimlerini dünya kamuoyuna sunmuştu. Nassauer “İnsani savaş hukukuna aykırı davranılıp davranılmadığını tespit etmek için Kızıl Haç örgütü de uygun bir kurumdur” diye konuştu.

‘Skandal ve barbarlık’

Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz NRW Sol Parti Milletvekili Hamide Akbayır, Türk ordusunun, Kürt gerillalara yönelik kimyasal silah kullanmasının bir skandal olduğu kadar aynı zamanda barbarlık olduğunu vurguladı. Akbayır, şunları söyledi: “Kimyasal ve yasaklı olan silahların kullanıldığı Hamburg Üniversitesi tarafından kanıtlanmıştır. Konu, Der Spigel, Junge Welt ve Tageszeitung gibi basın yayın organlarında da yer almıştır. Türkiye bu olayla Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayattığı gibi insan onurunu da zedelemiştir. Türkiye bir savaş suçu da olan bu barbarlığa acilen bir açıklık getirmelidir. Bütün insanlığı bu skandala karşı duyarlı olmaya çağırıyorum.”

Alman basınında yayınlanan kimyasal silahlarla öldürülen gerilla resimleri, 2009 Eylül ayında Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde kimyasal silahlarla yaşamını yitiren 2’si kadın 8 gerillaya ait. Junge Welt, gerillaların mağarada bulunduklarını ve Türk ordusunun kimyasal silahlarla mağarayı bombaladığını belirtti.

Silah satışlarının yüzde 15’ini Türkiye’ye yapan Alman hükümetinden ise hiç bir yetkili iddialar üzerine demeç vermeye yanaşmadı. Uzmanlar, Federal Hükümetin gerek NATO üyeliği, gerekse de ekonomik ve askeri işbirlikleri üzerinden sıkı bir ilişki içerisinde olduğu Türkiye aleyhine bir girişimde bulunmasının beklenmemesi konusunda hem fikirler.

MURAT ÇAKIR/DERYA KILIÇ /FRANKFURT/BONN



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


xx Aleviler Hacıbektaş'ta buluşuyor | 01 Ağu 10
20:44:59 Gönderen: mart12 | Görüntülenme: 22 | Yorumlar: 0


14 - 15 Ağustos Serçeşme Buluşması

Mürşidimiz, Pirimiz, Canımız, Cananımız, Yarenimiz, Yol Ulumuz, Hünkârımız, Velimiz, Serçeşmemiz…

Merhamet, Adalet, Himmet ve Keramet Ehli Hacı Bektaş ile Buluşuyoruz, Dergahımızı Geri İstiyoruz!...

* Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)
* Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)
* Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)

1. GÜN PROGRAMI

Buluşma

Tarih    :  14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yer       :  TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat     :  10.00

Topluca Dergah Ziyareti

Tarih    :   14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yer       :   TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndan Topluca Dergaha Gidiş- Basın Açıklaması
Saat     :   13.00

Alevi Gençlik Geleceği Tartışıyor

Katılımcılar : ABF, AABK Bileşenleri Gençlik Komisyonları, HBVAKV Gençlik Komisyonları ve Bağımsız Alevi Gençlik Platformu Sözcüleri
Tarih     : 14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yer        :  TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat      :  14.30 – 16.30

Alevi Örgütleri “Açılımları” ve Alevi Hareketinin Yakın Geleceğini Konuşuyor

Tarih      :   14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yer        :   TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat      :   17.00 – 19.00

Halk Konseri (Gelin Canlar Bir Olalım)

Tarih      :   14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yer        :   TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat      :   19.30 - 22.00

- Konuşmalar
- Semah
- Sanatçılar

    * Ferhat Tunç
    * Esra Öztürk
    * Nurettin Güleç
    * Hasan Sağlam
    * Çetin
    * Ali İhsan Tepe
    * Ayhan Dinçer
    * Yavuz Canpolat
    * Necla Fındıklı Zengin
    * Nurgül Ateş
    * Gürkan Geçmez
    * Caner Gülsüm

Birlik Cemi ve Lokması

Tarih     :   14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yer       :   TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat      :   22.30

2. GÜN  PROGRAMI

Hacıbektaş Etkinliklerinden Adana’ya Dönerken Yitirdiğimiz Canları Anma Programı

Tarih    : 15 Ağustos 2010 Pazar
Yer      :  TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat     : 12.00 – 13.00

Pir Sultan Abdal Müzikali

Tarih     :   15 Ağustos 2010 Pazar
Yer        :   TOKİ Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Saat      :   14.00 – 18.00

Pir Sultan Abdal Müzikali
Haydar Selçuk
Haydar Kutluer
Zafer Yurtseven
Veli Şahin
Eren Selbes

Birlik Cemi

Tarih      : 15 Ağustos 2010 Pazar
Yer         : Hacı Bektaş Lisesi Bahçesi
Saat       : 19.00


xx ozumuz var | 01 Ağu 10
20:32:18 Gönderen: mart12 | Görüntülenme: 18 | Yorumlar: 0

Ferhat Tunc-cogalalim



xx Gun geleceek | 30 Tem 10
23:18:15 Gönderen: mart12 | Görüntülenme: 17 | Yorumlar: 0

                                            Sosyalistlerin davasında tahliye yok    
İSTANBUL (30.07.2010)- Yaklaşık 4 yıldır tutuklu bulunan Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni, Koordinatörü ve yazarları ile Özgür Radyo Yayın Koordinatörünün de aralarında bulunduğu 24 kişinin yargılanmasına dün devam edildi. Kompla davasında mahkeme yine tahliye kararı vermedi.

Aralarında Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Genel Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu ve yazarlarımız ile Özgür Radyo Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın da bulunduğu 15'i tutuklu 24 kişinin yargılandığı davaya dün devam edildi. Soyut iddialara hazırlanmış ve tamamı polisin emniyetteki laboratuvarlarında “ürettiği delil”lerle dayandırılan suçlamalar tek tek çürüten sosyalist tutsaklar ve avukatları, tutukluluğun cezaya, cezanın infaza dönüştürüldüğüne dikkat çekerek tahliye istedi.

Tekirdağ 1 ve 2 no'lu, Edirne ve Gebze cezaevindeki tutsaklar sabah saatlerinde Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirildi. Tuksaklar, adliye binasına girerken "Kahrolsun faşizm, yaşasın halkların kardeşliği" şeklinde slogan atarak, Bursa-İnegöl ile Hatay-Dörtyol'daki ırkçı-faşist saldırılara tepki gösterdi.

Belgeler polis karakollarında üretildi

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 10. duruşmasında, ilk olarak Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, savunma yaptı. Çiçek, 4 yıldır davanın sürdüğünü, iddianamenin çokça tartışıldığını belirterek, şunları söyledi: "Ortaya çıkan tablo şudur. İddianame MLKP'nin 4. Kongresinin yapılacağı üzerine kuruluydu. Ancak buna ilişkin hiçbir kanıt yok. Bütün suçlamalar, Naci Güner'in evinden çıktığı iddia edilen 40 sayfalık bilgisayar çıktısına dayanıyor. Ancak bu çıktıda ne bir parmak izi, ne nereden alındığına ilişkin bir bilgi var. 3. temel tez, Naci Güner'in örgütün genel sekreteri olduğu idi. Ancak bütün tanıklar, polisin yaptığı teknik takip Güner'in çiftçilik yaptığını gösteriyor. İddialar subjektif, deliller komplo mantığı ile polis koridorlarında hazırlanmıştır."

İbrahim Çiçek, sosyalist bir gazeteci olması nedeniyle yargılandığını ifade etti, "sosyalist düşünceler yargılanamaz" dedi. Çiçek, iddianamede yakalandığında üzerinde bir flash disk bulunduğuna ilişkin bilgi olduğunu, gözaltına alındığında üzerinden flash disk çıkmadığını, bunun polis üst arama tutanaklarında da yer almadığını kaydetti.

Çiçek, 4 yılı aşkındır süren tutukluluğun cezaya dönüştüğüne dikkat çekerek, "Tutuklama tedbir olmaktan çıkmıştır" dedi.

Gazetemizin Genel Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu da iddianamede kendisinin örgütün işçi sorumlusu olduğu yönündeki iddiaya ilişkin "Ben işçi sorumlusuysam ne yapıyorum, kiminle görüşüyorum, hangi faaliyetleri yapmışım. Bunlar iddianamede yok" dedi. 15 yıldır Atılım Gazetesi'nde çalıştığını belirten Şenoğlu, sosyalist bir gazeteci olduğu için yargılandığını söyledi.

Polis neye güveniyor?

Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan, Naci Güner'in evinde bulunduğu ileri sürülen bütün belgelerin kurallara göre tutanağa geçirildiğini, ancak sadece bütün suçlamalara dayanak olan ve burada yargılananların isimlerinin yazılı olduğu 40 sayfalık bilgisayar çıktısının tutanakta yer almadığına dikkat çekti. Erdoğan, mahkemenin bunun neden kuralına uygun yapılmadığını sorması gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, Ankara'da Emrah Gezer'i vuran polisin suçunun örtbas edilmesi için polis dayanışması ile ifadelerin kopyala yapıştır yapıldığını hatırlattı, "Ankara'da bir cinayeti örtbas ediyorlar, burada da insanlar hakkında komplo hazırlanıyor, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Polisin güvendiği şey nedir? Benim Naci Güner'in evinde yakalandığım söyleniyor. Ancak 24 saat teknik takip altında olan eve girişime ilişkin görüntü yok. Polis beni İzmir'de gözaltına alıp, gözlerimi bağlayarak Naci Güner'in evine götürmüştür. Mesnetsiz iddialarla 4 yıldır cezaevindeyiz" dedi.

Tutukluluğunun devamına gerekçe olarak "delilleri karartma ihtimalinin" sunulduğunu söyleyen Erdoğan, "Ben şu dosyada hangi delili karartabilirim. Delil yok ki! Adamlar o listeye sizin de isminizi yazabilirdi. Tedbir deniyor, yıllardır cezaevindeyiz. Bu hangi adalete sığar?" diye konuştu.

Savcı lehte delil toplamadı

Ali Hıdır Polat, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Balyoz davası sanıkları hakkındaki tutuklama kararına yapılan itirazı CMK 100. maddeye dayandırarak reddettiğine işaret etti. "Duruşma iki şeyin gölgesi altında yapılıyor" diyen Polat, mahkeme heyeti başkanının olmamasının, heyetin vereceği kararlarda etkili olmamasını ve Balyoz davası gibi düşünülmemesini istedi. Savcının, yargılama başladıktan sonra lehlerine delil toplamadığına dikkat çeken Polat, savcıyı önceki duruşmalarda tanıklık yapanlara yönelik tutumundan dolayı eleştirdi. Polat, savcının tanıkları korkutacak şekilde sorular sorduğunu, lehlerine olumlu hiçbir soru yöneltmediğini ifade etti.

Polat, çözümsüzlük politikaları nedeniyle savaşın devam ettiğini söyledi. İnegöl ve Dörtyol'da Kürt halkına dönük saldırılara da değinen Polat, bu saldırıların iki halk arasında yaratılmak istenen provokasyon olduğunu söyledi.

Çocuklarınızı askere göndermeyin

Seyfi Polat, konuşmasına '96 Ölüm Orucu ve Süresiz Açlık Grevi direnişçilerini selamlayarak başladı. Şehit düşen tutsakların isimlerini tek tek sayan Polat; “şehitlerimizin önünde saygı ve bağlılıkla eğiliyorum” dedi. Güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Polat, "Kürt sorunu ya kendi çözümünü üreterek ilerleyecek ya da çatışmalar ve ölümler artacak, birlikte yaşama koşulları ortadan kalkacak" dedi. Askeri çözüm seçeneğinin boşa düştüğünü söyleyen Seyfi Polat, "Sömürgeci rejim inkar ve imha politikasının sonucu olarak savaşı tırmandırdı" diye konuştu.

Seyfi Polat, İnegöl ve Dörtyol'da yaşananların Kürt-Türk çatışması olmadığını ifade etti, 6-7 Eylül olaylarına benzettiği saldırılar için "Irkçı-faşist saldırıdır" dedi.

Halkların bu savaşa karşı çıkması gerektiğini ifade eden Polat, Türk halkına "çocuklarınızı askere göndermeyin" çağrısı yaptı. Polat, "Bu, Türk halkının savaşı değil. Türk halkı, Kürt halkının ulusal varlığının inkar edilmesiyle bir şey kazanmaz, aksine o özgürleştikçe Türk halkı da özgürleşecektir" dedi.

Av. Kırdök: Komplo dosyası

Ardından savunma yapan avukat Mihriban Kırdök, "Topladığımız deliler sayesinde iddianamedeki delillerin polis üretimi olduğu ortaya çıktı. Bu bir komplo dosyasıdır" dedi. Hakime "tutuklamadan imtina etmemenizin nedeni nedir?" diye soran Kırdök, "Üzerinizde nasıl bir güç var ki bu insanlar tahliye edilmiyor" dedi. Kırdök, polisin, müvekkilinin evini aramaya gerek dahi duymadığını çünkü delillerin zaten hazır üretilmiş olduğunu söyledi. Av. Kırdök, yasalara göre tutukluluğun devamını gerektirecek hiçbir durum olmadığını ifade etti.

Mahkeme tutuklama fabrikası gibi

Avukat Ercan Kanar da iddia makamının "suçluluğu" kanıtlaması gerekirken, ispat külfeti savunmada olmamasına rağmen, bunu yaptıklarını söyledi. "Çetin Doğan için geçerli olan karar neden bizim için geçerli değil" diye soran Kanar, tutuklamanın uzatılması konusunda mahkemenin yorum yapamayacağını ifade etti. Kanar, "Mahkeme tutuklama fabrikası gibi çalışıyor" dedi.

Av. Aysun Solakoğlu Ağaoğlu da 40 sayfalık bilgisayar çıktısının arama tutanaklarında yer almamasına ilişkin "2 kilo şeker vs denilen sipariş notu bile tutanaklara geçmiş. Ancak bu kadar önemli bir doküman neden tutanaklara geçirilmemiş. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün bilgisayarları araştırılırsa bu 40 sayfalık dokümanın burada hazırlandığı ortaya çıkacak" diye konuştu.

Mahkeme heyeti, tüm tutukluların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 10 Aralık 2010 tarihine erteledi. (ETHA)


Sayfalar: [1]
Hiç ileti bulunamadı.

* ALEVI GENCLIK HAREKETI



* Son İletiler/Konular


* Haber Başlıkları


* ARAMA MOTORLARI



Google Alexa Altavista Ask Yahoo Netscape MSN



* Ziyaretçi Defteri


* En Çok İleti Gönderen

KUREYS
1126 İleti
mart12
447 İleti
yasama
58 İleti
IMAM_ALI
25 İleti
Yasemin Kara
20 İleti
dede kızı
8 İleti
mykoo000
5 İleti
baboyes
5 İleti

* Son İletiler/Konular

OLMADI BAS BAKAN OLMADI... Gönderen: mart12
[02 Eylül 2010, 23:06:05]


Ynt: EDP : “Savunma” harcamalarının kısılması Yunanistan’a ciddi bir yardımdır! Gönderen: mykoo000
[17 Ağustos 2010, 10:58:41]


Ynt: EDP GENEL BAŞKANI ZİYA HALİS İN 1915 OLAYLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMASI Gönderen: mykoo000
[17 Ağustos 2010, 10:57:53]


Ynt: UMUDUN PARTISI ALANLARA CIKIYOR... Gönderen: mykoo000
[17 Ağustos 2010, 10:57:18]


Ynt: EDP: Teklif olumlu ama eksik ve hatalı Gönderen: mykoo000
[17 Ağustos 2010, 10:56:44]


Ynt: EDP Ankara İL Toplantıs Gönderen: mykoo000
[17 Ağustos 2010, 10:56:01]


Ynt: İnisiyasyon Nedir?Ezoterizm Nedir? Gönderen: baboyes
[16 Ağustos 2010, 08:27:35]


Ynt: Ezidiler Gönderen: baboyes
[16 Ağustos 2010, 08:27:21]


Ynt: YEHOVA ŞAHİTLERİ KİMDİR? Gönderen: baboyes
[16 Ağustos 2010, 08:27:08]


Ynt: Seyyid Mahmud Hayrani ve Kureyşan Ocağı Gönderen: baboyes
[16 Ağustos 2010, 08:26:51]


* GAZETE OKU


Hiç ileti bulunamadı.

* TÜRKIYENIN SORUNLARI NEDIR ANKET

  • Sizce türkiyenin en büyük sorunu nedir?
  • Nokta gelir adaletsizligi
  • 1 (4%)
  • Nokta inanclara özgürlük(alevilik,hiristiyanlik)
  • 4 (19%)
  • Nokta kürt sorunu
  • 4 (19%)
  • Nokta düsünce özgürlügü
  • 7 (33%)
  • Nokta demokrasi
  • 3 (14%)
  • Nokta yoksulluk
  • 0 (0%)
  • Nokta issizlik
  • 2 (9%)
  • Nokta savas
  • 0 (0%)
  • Toplam Oy Verenler: 19
  • Konuyu Görüntüle

* Yönetim Ekibi

Cihan Tas admin Cihan Tas
Yönetici
admin KUREYS
Yönetici
admin Gecmisten Gelecege
Yönetici
admin mart12
Yönetici
admin yasama
Yönetici
gmod Asi_Deniz
Genel Moderatör
gmod Asİ DersimLi
Genel Moderatör
gmod gül-can
Genel Moderatör
Deniz KAYA gmod Deniz KAYA
Genel Moderatör
FRANSA ALEVI GENCLIGI gmod FRANSA ALEVI GENCLIGI
Genel Moderatör
gmod Solkol
Genel Moderatör

* alevi bektasi fedarasyonun yeni sol partiyi destek karari icin ne düsünüyorsunuz?

  • Alevi birligi fedarasyonun aldigi yeni bir sol partiye alevilerin desteklemesi gerekir düsüncesini nasil buluyorsunuz?
  • Nokta yeni bir sol partiye ihtiyac var
  • 1 (7%)
  • Nokta alevilerin bagimsiz siyasi bir partisi olmali
  • 3 (21%)
  • Nokta desteklemiyorum. alevilerin adresi chp yada sarigüldür.
  • 1 (7%)
  • Nokta gerek yoktu böyle bir aciklamaya
  • 1 (7%)
  • Nokta bu sol partiye dtp de dahil edilmelidir. demokrasi güclerinin birligine ihtiyac vardir.
  • 4 (28%)
  • Nokta alevi ve kürt hareketinin ittifaki sart
  • 4 (28%)
  • Nokta olmasi gereken budur.
  • 0 (0%)
  • Toplam Oy Verenler: 13
  • Konuyu Görüntüle

* Takvim

Eylül 2010
Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cmt
1 2 [3] 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30

Bugün için herhangi bir içerik bulunmuyor.

* En Popüler Bölümler